“Siracusa Prensipleri”

0
99

“Siracusa Prensipleri” Birlemiş Milletler’in kabul ettiği, OHAL ve diğer durumlarda, Medeni Haklar Sözleşmesi’nin askıya alınması koşullarını düzenler. Ve askıya alma yasağı olan hakları tanımlar. Venedik Komisyonu’nun Türkiye OHAL raporu atfından hatırlayacaksınız. Ve fakat bugüne kadar Türkçeye çeviren olmadı ne yazık ki…

OHAL’in ikinci yılını devirmek üzereyiz. OHAL’in bir daha uzatılmayacağı açıklandı. Zira “Kararname” aparatıyla devlet şekillendirmeye ve yönetmeye alışan AKP elitleri, KHK’ların yerini Başkanlık Kararnamesi alana kadar boşta kalmak istemediler.

Her durumda SIRACUSA; OHAL ve OHAL sonrası OHAL mağduriyetleri/ihlallerine karşı giderim başvurularında dayanak sağlayacak pek çok ilke sunuyor. Dostlarım ilk kez Türkçeye çevirdiler.

“Siracusa Prensipleri” Birlemiş Milletler’in kabul ettiği, OHAL ve diğer durumlarda, Medeni Haklar Sözleşmesi’nin askıya alınması koşullarını düzenler. Ve askıya alma yasağı olan hakları tanımlar. Venedik Komisyonu’nun Türkiye OHAL raporu atfından hatırlayacaksınız. Ve fakat bugüne kadar Türkçeye çeviren olmadı ne yazık ki…

Metnin tamamını aşağıda yayımlayacağız.

Fakat gelin burada bir beyin jimnastiği yapalım ve Birleşmiş Milletlerin kabul edip yayımladığı bu ilkelere göre Türkiye OHAL’i, hangi OHAL Hukuku prensiplerini ihlal etmiş bir kısa bakış yapalım:

KISITLAMA ŞARTLARI

Kısıtlamaların Gerekçelendirilmesine İlişkin Genel Açıklayıcı İlkeler

5. madde: “Sözleşmede kabul edilen bir hakka getirilen tüm kısıtlamalar, kanunla belirlenmeli.”

Bizde ne oldu? Hepsi KHK ile belirlendi. Denilebilir ki bir OHAL Kanunumuz var… E, ama Venedik Komisyonu Raporunda da ifade edildiği gibi, bu kanunumuzda düzenlenmemiş pek çok yöntem KHK ile türetildi. Örneğin liste ile kümülatifkamudan ihraçlar…

8. madde: “Uygulamaya konulan her kısıtlama, kötüye kullanılması durumunda, itiraza ve kanun yollarına tabidir.”

Bizdeki KHK müeyyideleri (ihraçlar, kurum kapatmaları, mal varlığı el koymaları, süresiz pasaport iptalleri, okuldan atmalar ve saire) ise, denetleme ve giderim imkanı son derece kısıtlı, usulü de tartışmalı OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulana kadar bir yıl hiçbir itiraza tabi tutulamadı. Kaldı ki prensip burada “kanun yolu” lafzıyla bir mahkeme itirazı amacına işaret etmektedir. Komisyon “de facto” engelinin yıllarca sürecek müphem zorunlu başvuru süreci engelini aşmadan başvurulabilecek bir mahkeme itirazı yolu halen yoktur.

Daha da önemlisi 24. Madde: “Kamu düzeninin sürdürülmesinden sorumlu Devlet organları veya temsilcileri, bu gücün kullanılmasında, parlamentonun, mahkemelerin veya diğer yetkili bağımsız kurumların kontrolüne tabidir.”

Türkiye OHAL’inde ise, yukarıda söylediklerimize ek olarak; Mahkemelerin OHAL işlemlerini denetleme yetkisi alınmış, parlamento fiilen deroge edilerek, KHK aparatıyla bir “yasamacı hükümet” iki yıl boyunca, yasaları dahi değiştirmiştir.

70. madde (e) bendi“Bir suç itham edilen kişi, kanunla kurulmuş yetkili, bağımsız ve tarafsız bir mahkemece, adil yargılanmaya hak kazanmalıdır.”

KHK’ların ihraç ve diğer müeyyidelere dayanak yaptığı “terör iltisakı” tespiti, ceza hukuku kategorisinde açıkça bir “itham” iken, bunun bir mahkeme “adil yargılanma kazanımı”yla isnadı sağlanmamıştır. OHAL İnceleme Komisyonları da bu işlevi görmemiştir ne yazık ki. Önceki yazılarımızda buna değinmiştik. Değil modern çağın, ilk çağın muhakeme rejimi olan “itham davası” dahi “savunma”yla karşılanırdı. İtham-savunma koşutlu beraberliği vardı. Modern hukukun “kolokyum” rejimi zaten savunmayı ithamın kamusal gücüne yükseltmek ve “silahları eşitlemek” üzere çeşitli araçlarla donatılmasına dayalıdır. OHAL Türkiye’sinde, halen KHK’ların dolaylı-doğrudan “terörist” ithamına karşı en küçük bir savunma imkanı içeren adli bir mekanizma geliştirilmemiştir.

12. madde ise manidardır: “Sözleşme ile teminat altına alınan bir hakka getirilen kısıtlamanın meşruiyetini ispat külfeti, devletin sorumluluğundadır.”

Türkiye OHAL’inde, hakları kısıtlanan süjelerin, bu kısıtlamanın kategorik konusu olan “terör bağı” içinde olmadığını ispat külfeti fiilen yurttaş üzerinde olmuştur. Geçelim…

SIRACUSA’YA GÖRE ASKIYA ALINAMAYAN HAKLAR

Siracusa, Tıpkı AİHS gibi, olağanüstü hal için “ulusun varlığını tehdit eden hal”koşulunu düzenlemiş ve bunun neler olabileceğini saymış.

Şöyle demiş:

“Ulusun hayatını tehdit eden olağanüstü hallerde dahi, hiçbir taraf devlet, sözleşme ile teminat altına alınan

–   yaşam hakkı;

–   işkence, zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya cezalandırma veya açık onayı olmadan tıbbi veya bilimsel deneye maruz kalmama yasağı;

–   kölelik veya cebren çalıştırma yasağı;

–   akitten kaynaklı borç nedeniyle hapsedilmeme yasağı;

–   geriye yürür ceza yasalarıyla daha ağır bir cezayla cezalandırılmama veya mahkum edilmeme hakkı;

–   kanun önünde kişi olarak tanınma hakkı ile düşünce, vicdan ve inanç özgürlüğü hakkını askıya alamaz.

Bu haklar, ulusun hayatını korumayı amaçladığını ileri sürse dahi, hiçbir koşulda askıya alınamaz.”

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’den daha geniş bir derogasyon (askıya alma) yasakları kapsamı sunuyor böylece Siracusa. AİHS 15. maddenin yasakladığı AİHS 2.,3.,4.,7. maddelerin (yaşam hakkı, işkence, kölelik ve zorla çalıştırma yasağı, suç ve cezaların kanuniliği) askıya alınamazlığı yasağını AİHS’e paralel olarak düzenlemişve diğer maddeleri eklemiş.

Türkiye’den OHAL müeyyidelerine karşı yapılmış ve nihayet başarılırsa bir mahkeme önüne getirilebilmiş tüm giderim davalarında, ve cezai ithamlar dolayımıyla ceza davalarında da, bu kriterler somut olayda ileri sürülerek tartışılmalıdır.

Şimdi aşağıda, esas olarak dostum Av. Ebru Beşe’nin ilk kez Türkçeye çevirisini yaptığı ve dostum Av. Deniz Vural’ın da buna katkı sunduğu SIRACUSA PRENSİPLERİ’nin tamamını verelim. Sanki Türkiye OHAL’i için yazılmış gibi duran son bir subliminal yollama ile…

“İnsan haklarının sistematik ihlali, gerçek ulusal güvenliğe zarar vereceği gibi, uluslararası barış ve güvenliği de tehlikeye atabilir. Böyle bir ihlalden sorumlu devlet, muhalefeti bastırmaya yönelik bir tecavüz veya halkına karşı baskıcı uygulamalar yapmak maksadıyla, ulusal güvenliği meşru bir gerekçe olarak kabul edemez.” (32. Madde)

Memlekete hayırlı Siracusalar…

İşte Av. Ebru Beşe – Av. Deniz Vural’ın çevirisiyle Siracusa Prensipleri

Av. Doğan Erkan

Odatv.com

https://odatv.com/siracusa-prensiplerinin-turkcesi-ilk-kez-odatvde-08071850.html

CEVAP VER