Biri Erdoğan’a bu gerçekleri anlatmalıydı

0
622

Erdoğan ‘Milli Tarım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Ben de bir çobanım” ifadesini kullanarak tarım ve hayvancılıkla ilgili görüşlerini dile getirdi…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ‘Milli Tarım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Ben de bir çobanım” ifadesini kullanarak tarım ve hayvancılıkla ilgili görüşlerini dile getirdi.

Erdoğan’ın Türk tarımına ilişkin sözleri, onca danışmanın Türkiye’nin tarımdaki büyük çöküşünden haberdar olmadığını akıllara getirdi.

ONCA DANIŞMAN ERDOĞAN’A NEDEN GERÇEĞİ SÖYLEMİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türk tarımına ilişkin sözlerinin bu ülkede yaşayan ortalama bir insan tarafından yanlış anlamalara yol açacağından yola çıkarak, milyonlarca lira harcanarak tutulan onca danışmanın yapmadığını yapmaya, Erdoğan’ın Türk tarımı konusundaki bazı gerçekleri görmesi için son yıllardaki yaşananları özetlemeye çalıştık…

2013 YILINDAN BERİ ÇOBANLARA ‘SÜRÜ YÖNETİMİ ELEMANI’ DENİLİYOR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben de bir çobanım” dedi. Ancak ne yazık ki artık bu ülkede çobana ‘çoban’ denmiyor Sayın Cumhurbaşkanı. ‘Milli’ olduğundan fena halde kuşku duyduğumuz, projesinin tanıtım toplantısında konuşma yaptığınız Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2013 yılında başlattığı ‘Sürü Yönetimi Elemanı Benim Projesi’ile 81 ilde çobanlara sertifika kursları veriliyor. Ve artık keçi ve koyun güden insanlara, ‘Çoban’ değil, ‘Sürü Yönetimi Elemanı’ deniliyor.

12 BİN YILLIK TARIM KÜLTÜRÜ NASIL YOK EDİLDİ

Kısacası 12 bin yıllık bir tarım kültürünün içinde yoğrularak Anadolu’daki hayvan üretiminin tarihini yazan gerçek çobanların üretim alanları birer birer yok edilirken, pek çok değer gibi bağlamından koparılan bu kadim meslek yerini ‘Sürü Yönetimi Elemanı’na bıraktı. Bakınız: (http://odatv.com/bundan-sonra-onlara-coban-denmeyecek-2008141200.html)   

ERDOĞAN: ‘TOPRAĞIMIZ VAR AMA DEĞERLENDİREMİYORUZ’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toprağın ontolojik manalarına da değinerek sürdürdüğü konuşmasında, “Tarım konusu diğer tüm işlerden farklı olarak insanlığın varlığını sürdürebilmesinin olmazsa olmazıdır. Topraklarımız var ama yeterince değerlendiremiyoruz” dedi.

ÇÜNKÜ TÜRK ÇİFTÇİSİ 10 YILDA BELÇİKA KADAR TOPRAĞI TERK ETTİ

Sayın Cumhurbaşkanı, evet, topraklarımız var ama değerlendiremiyoruz. Çünkü sizin de Başbakan olarak iktidar da bulunduğunuz süre içinde son 12 yılda Türk çiftçisi Belçika’nın yüzölçümü kadar araziyi terk etti. Ayrıntıları için bakınız: (http://odatv.com/turkiye-belcika-kadar-topragini-terk-etti-0111141200.html

ERDOĞAN: ‘MERALARIMIZ VAR AMA ET FİYATLARI ALMIŞ BAŞINI…’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında “Meralarımız var ama et fiyatları almış başını gidiyor. Et ithalatı yapmak zorunda kalıyoruz” ifadelerini kullandı.

ÇÜNKÜ AKP DÖNEMİNDE MERALAR İMARA AÇILDI

Sayın Cumhurbaşkanı, meralarımız son yıllarda gördüğü yıkımı tarihin hiçbir döneminde görmedi. Çünkü AKP hükümetleri döneminde çıkartılan meralarla ilgili düzenlemelerle, ot parasını veren herkese meraya apartman dikme özgürlüğü getirildi. Bununla da yetinilmeyip meralarda kentsel dönüşüm projeleri uygulamak için imar düzenlemeleri yapıldı. Bakınız: (http://odatv.com/meralar-imara-aciliyor-0411151200.html

‘TARIMIN KÖYLÜNÜN ELİNDEN ALINMASI GEREKİYOR’

Öte yandan her fırsatta zatıalinize aşık olduğundan söz eden Ethem Sancak kulunuzun, uzun süre Tarım Bakanlığı koltuğunda oturan Mehdi Eker’le yaptığı bir toplantıda, tarımın köylünün elinden alınması gerektiğini söylemesi de halen hafızalardan silinmiş değil. Bakınız: (http://odatv.com/tarimin-koylunun-elinden-alinmasi-gerekiyor–1107131200.html

ERDOĞAN: ‘ÇÖPLERİ KOMPOST YAPIP KULLANABİLİRİZ’ 

Azotlu gübreyle maalesef topraklarımızı mahvettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Doğallıktan uzak. Tüm hastalıkların temelinde de o gübreleme yatıyor. Bu reformla birlikte biz doğal gübreye dönmek zorundayız. Bu çöp atıkları diyoruz ya bunları kompost gübreye çevirmek suretiyle bunları gübrelemede kullanabiliriz” diye konuştu.

BİZDEN DE KOCAMAN BİR GÜNAYDIN 

Size kocaman bir ‘Günaydın’ diyoruz Sayın Cumhurbaşkanı. Çünkü sözünü ettiğiniz kompost, bu topraklarda binlerce yıldır uygulanan gübreleme yönteminin adıydı. Ancak sizi duyan da Kadıköy Akmar Pasajı’ndan bir kat Hint giysisi düzüp Güney’e organik tarım yapmaya inecek sanır. Köylü Ahmet dede, bahçesine ektiği sebze ve yem bitkisini hayvanına yedirir, hayvanının dışkısını da bahçesine gübre yapardı. Tek kuruşunu bile toprağını zehirleyen endüstriyel gübrelere vermez, toprağı da bedeni de zihni de sağlıklı kalırdı. Ancak pek çoğunun altında sizin de imzanız bulunan uygulamalarla, 2002-2013 yılları arasında mazot, gübre ve yem konusunda yüzde 300 civarında artış yaşanmış, Türk çiftçisi adeta üretime küstürülmüştür. Bakınız: (http://odatv.com/koyluye-11-yilda-yuzde-300-kazik-atildi-1103141200.html)

ERDOĞAN: ‘AVRUPA’DA BİRİNCİYİZ AMA…’

Sayın Cumhurbaşkanı, konuşmanızda, “Bugün tarımsal hasılada Avrupa’da bir numara olmamız potansiyelimizi kullanabildiğimiz anlamına gelmemektedir” diyorsunuz. Oysa Avrupa’da bir numara olduğumuzu gösteren rakamlar ortada yok Sayın Cumhurbaşkanı. Örneğin Konya’dan biraz büyükçe yüzölçümü bulunan Hollanda’nın 2013 yılında yaptığı tarımsal ihracat 102 milyar Euro iken Fransa 60 milyar, İspanya ise 61 milyar Euroluk tarımsal ihracat yapmış. Aynı yıl ülkemizin yaptığı tarımsal ihracatla ilgili net rakamlara ulaşamayan ilgililer, Tarım Bakanlığı’nı gerçekleri açıklamaya davet etmişti. Bakınız: (http://odatv.com/akp-bu-islemi-yapamiyor-1701151200.html

ERDOĞAN ’19 TANE SEBZE ÇEŞİDİ NEDİR YA?’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, domates biber fiyatları açıklandığında zoruna gittiğini söyleyerek, “Bu topraklar bu kadar bereketli olacak ama biz hala domates biber fiyatlarındaki artıştan dolayı enflasyonda sıkıntı yaşayacağız. Olmaz. 19 tane sebze çeşidi nedir ya? Bunları arttırmamız lazım, meyve sebze çeşitlerini arttırmamız lazım” dedi.

YEREL TOHUMLARIN SATIŞI YASAKLANDIĞI İÇİN ÇEŞİTLER KAYBOLDU

Sayın Cumhurbaşkanı, daha yakın zamana kadar sizin de altını çizdiğiniz bu bereketli topraklar dünyanın en zengin tohum çeşitliliğine sahipti. 100 çeşitten fazla buğdayımız, bin çeşitten fazla asmamız vardı. 2006 yılında, bizzat sizin Başbakanlığınız döneminde çıkartılan ‘5553 Sayılı Tohumculuk Kanunu’ ile yerel tohumların satışına yasak getirilmiş, bu yasağa uymayanlara para ve hapis cezaları getirilmişti. Köy popülasyonu olarak adlandırılan tohumların ticari olarak dolaşımı böylece yasaklanmış, atalık yerel tohumlar ve zengin üretim çeşitliliği hızla yok olmaya başlamıştır. Üreticiler, gerçek bağımsızlık kaynağı olan yerel tohumlarını ve ürün çeşitliliklerini koruyabilmek için takas etkinlikleri yapmaya başlamıştır. Yerel tohumlara getirilen yasağın ardından Türk üreticisi küresel tohum, ilaç ve gübre kartellerin eline teslim edilmiş, üretimden elde edilen gelir yabancı tohum şirketlerine akıtılmıştır. Bakınız: (http://odatv.com/yerli-tohum-satan-ureticiye-hapis-soku-1005131200.html

ERDOĞAN: ‘ADAMLARDA ENVAİ ÇEŞİT PEYNİR VAR, BİZDE NİYE OLMUYOR?’

Sayın Cumhurbaşkanı, konuşmanızda, “Adamlara gidiyorsun bakıyorsun masaya peynirlerin envai çeşidini getiriyorlar. Bizde niye olmuyor? Bunların çeşidi arttıracağız. Envai çeşit peynir üreteceğiz ve dünyaya sunacağız. Teşvikler açıklandığına göre bundan sonra çalışmak kalıyor” diyorsunuz.

ÇÜNKÜ BİZ GELENEKSEL ÜRETİMİ KORUMAK YERİNE YASAKLADIK

Haklısınız. Adamlar peynirlerinin envai çeşidini getirip bir güzel de dudak uçuklatan rakamlara bize satıyorlar. Tarım devriminin başladığı yer olan Anadolu topraklarında köy sayısı kadar peynir çeşidimiz vardı. Tıpkı bir o kadar da ekmek çeşidi olduğu gibi. Ancak son yıllarda, peynir, süt, veterinerlik vs konularda ardı ardına çıkartılan yasal düzenlemelerle geleneksel üretim iyileştirici önlemler almak yerine yasaklama yoluyla büyük darbe almıştır. Bakınız:(http://odatv.com/tulum-peynirleri-bile-yasaklandi-0306151200.html

BAĞIMSIZ HAYVANCILIK YERİNİ ANTİDEPRESANA BAĞIMLI ÜRETİME BIRAKTI

Dünyada üç iklim tipine sahip olan (İran-Turan, Avrupa-Sibirya ve Akdeniz) tek coğrafya olan Anadolu’nun yerli keçi, koyun ve sığır ırkları hatalı tarım politikaları yüzünden yok edildikçe yerine yeme, ilaca ve antibiyotiğe, hatta antidepresanlara bağımlı bir hayvancılık üretimini ikame edilmiş, halen bu girişimler sürmektedir. Bakınız: (http://odatv.com/sutle-ilgili-bildiklerinizi-unutun-0103141200.html

ERDOĞAN: ‘ÇOBANLIĞI HAFİFE ALMAYIN’

Sayın Cumhurbaşkanı, “Çobanlık deyip hafife almayın. Alan alsın. Çobanlığın felsefesini anlamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım. ‘Hepiniz çobansınız, güttüklerinizden sorumlusunuz’ diye buyuruyor, Peygamber Efendimiz” diyorsunuz.

HAKLISINIZ AMA ÇOBANLIK ÇOK HAFİFE ALINDI, HATTA YOK EDİLDİ

Haklısınız. Çobanlık asla hafife alınmamalıydı ama alındı. Hatta 12 bin yıllık bir üretim kültürü, bu toprakların belleğinden adeta kazınmak istendi. Başında bulunduğunuz Cumhurun pek çok üyesi bütün bu olan biteni büyük bir vicdan yıkımıyla izledi durdu. Anadolu toprağındaki gerçek Çobanlar, keçi ve koyunlarına ‘güdülecek bir mal’ olarak değil, can yoldaşı olarak bakarlardı. Bu yüzden keçilerini hiç saymadılar. Saymayı uğursuzluk saydılar. Ama hiç saymadıkları keçilerinden biri eksilse bin keçinin içinden hemen bildiler. Çünkü onlara ‘can’ dediler.

SAYIN CUMHURBAŞKANI, DANIŞMANLARINIZDAN KURTULUP BİR GÜNLÜĞÜNE TOROSLARA İNİP BAKIN

Ancak Anadolu’nun gerçek Çobanları uzun süredir can çekişiyor Sayın Cumhurbaşkanı. Keçisine verecek suyu olmadığını söyleyen çobanların ‘Cumhurbaşkanına hakaretten’ karakola götürüldüğü günler yaşanıyor bu dağlarda. Size Türk tarımı konusunda bilgi ve öneri aktaran danışmanlarınızdan bir günlüğüne uzaklaşıp şöyle bir Toroslara uzansanız, göreceksiniz, artık o kara çadırların dumanın tütmediğini. Karakeçilerin yerini sarı iş makinelerini aldığını. Köylünün peyniri AVM’den,  yumurtayı bakkaldan, ekmeği fırından aldığını.

Peygamber sözündeki gibi, siz de bu Cumhurun çobanısınız, güttüklerinizden sorumlusunuz Sayın Cumhurbaşkanı…

Yusuf Yavuz

Odatv.com

CEVAP VER