AKP Türkiye’yi şantaja açık hale getirdi

0
113

Eski Bakan Zafer Çağlayan’ın da dahil edilerek genişletildiği ABD’deki Zarrab davasıyla ilgili önce bazı tespitler yapalım:
1– Bu dava ABD’nin AKP hükümetini sıkıştırmakta kullandığı bir siyasi davadır. Fakat bu durum davanın konusu olan yolsuzluğun olmadığı anlamına gelmez. İkisi ayrı düzlemdir.
2- 17-25 Aralık operasyonları FETÖ operasyonlarıydı. Fakat bu durum operasyonların konusu olan yolsuzluğun olmadığı anlamına gelmez. İkisi ayrı düzlemdir.
3- AKP’yle mücadele adına ABD’den ve mahkemelerinden medet ummak doğru değildir, hiçbir muhalefete yakışmaz.
4- ABD’nin bu dosyayı bir şantaj aracı olarak kullanamamasının yolu, bu yolsuzlukla içeride mücadele edebilmemizden geçiyordu, başaramadık. AKP’den hesap soramadık!
5- AKP Hükümeti, bu ve benzeri dosyalarıyla, “aldatıldım” diyerek geçiştiremeyeceği kirli ortaklıklarıyla Türkiye’yi başta ABD olmak üzere birçok ülkeye karşı şantaja açık hale getirmektedir ve asıl önemlisi budur.
YOLSUZLUK VAR Kİ 4 BAKAN FEDA EDİLDİ 
Yolsuzluk vardır, olduğu için de AKP hükümeti 4 bakanını feda etmek zorunda kalmıştır. O bakanlardan Erdoğan Bayraktar’ın istifa etmek zorunda kalırken “ne yaptıysam başbakanın talimatıyla yaptım, başbakanın da istifa etmesi lazım” demesi, meselenin kurumsal boyutuna ve çapına işaret etmekteydi.
Üstelik mesele AKP hükümetinin sunmaya çalıştığı gibi İran’a yaptırımlara uymamak da değildir. Türkiye’nin ABD’nin istediği şekilde İran’a yaptırım uygulamasına en çok biz antiemperyalistler karşıyız. Fakat burada mesele o yaptırımlar delinirken yapılan yolsuzluklardır. İran o nedenle Zarrab’ın patronu Zencani’yi tutuklamıştır, İran o nedenle Zarrab’ı istemiştir, İran o nedenle kayıp paralarını istemiştir, İran o nedenle Zencani’nin idamını Zarrab’ın paraları iade edebilmesi şartına bağlamıştır.
İşte ABD de bu yolsuzluğu fırsata çevirerek, yaptırımların delinmesi, kara para aklanması ve yolsuzluk gerekçeleriyle önce Zarrab’ı, sonra Halk Bankası Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’yı tutuklamış, son olarak da Bakan Zafer Çağlayan ile Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın da yer aldığı 5 kişiyi davaya dahil ederek dosyayı doğrudan AKP’ye uzatmıştır.
TÜRKİYE’NİN DEĞİL AKP’NİN DAVASI
AKP kendisine yönelik bu ABD hamlesini, “Türkiye’ye yapılmıştır” diyerek genelleştiremez ve kendisini Türkiye üzerinden aklayamaz! Yolsuzluğuyla hesaplaşmayan bir hükümetin kendisi üzerinden ülkeyi şantaja açık hale getirmesi kabul edilemez!
1,5 yıl önce Zarrab davası için “ülkemizi ilgilendiren bir konu değil” diyen Erdoğan’ın şimdi “Çağlayan’a yönelik adım Türkiye’ye yönelik adımdır” demesi, suçları tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına bölüştürmeye çalışması kabul edilemez!
Kaldı ki “yolsuzlukla mücadele” bu hükümetin “fıtratında” yoktur! Daha birkaç gün önce Erdoğan il başkanlarına şöyle seslenmektedir: “Yolsuzluk yapanları kenara alacağız”
Yolsuzluğun bir hukuk devletinde karşılığı “kenara alınmak” değil, yargının karşısına çıkarılmaktır!
Fakat AKP Hükümeti bu açıklamayla, yeni yolsuzlukları da tıpkı 17-25 Aralık’ta yaptığı ve 4 bakanı “kenara aldığı” gibi geçiştireceğini ortaya koymaktadır!
ABD, ALMANYA VE RUSYA’NIN ELİNDEKİ DOSYALAR
AKP hükümeti Türkiye’yi sadece ABD’nin şantajına açık hale getirmiş değil. Benzer durumlar Almanya ve Rusya’yla yaşanmaktadır.
Almanya başta “MİT casusluğu” davası olmak üzere birkaç davayı AKP Hükümeti’ne karşı kullanmaktadır.
Rusya ise AKP Hükümeti ile ilgili bir IŞİD dosyasını BM’ye sunmuştu. Fakat Ankara-Moskova normalleşmesi nedeniyle bu dosyayı rafa kaldırdı.
AKP Hükümeti’nin bu şantajlara karşı “rehin alma tutuklamaları” yapması Türkiye’nin saygın geleneklerine uymamaktadır. Zarrab’a karşı ABD’li rahibi tutuklamak, ya da Almanya’da tutuklu MİT casuslarına karşılık Alman insan hakları görevlilerini tutuklamak, hatta Antalya’ya tatile gelen Alman vatandaşlarını tutuklamak, saygın bir mücadele yöntemi değildir.
Türkiye’ye yakışan, yolsuzlukla ve yolsuzluğun kaynağıyla hesaplaşmaktır. Böylece ABD ve AB’ye koz vermez, şantaja açık hale gelmeyiz. 

Mehmet Ali Güller

CEVAP VER